Okmeydanı’nda Neler Oluyor? Erbay Yucak İle Söyleşi

1Umut Derneği ve Dayanışmacı Atölye üyesi hukukçu Erbay Yucak ile Okmeydanı için Beyoğlu Belediye Meclisi’nin aldığı ‘Riskli Alan’ kararını detaylı bir şekilde konuştuk.

Okmeydanı, ‘nasıl bir kentsel dönüşüm?’, ‘tapu hukuki güvence midir?’, ‘plan nasıl yapılır?’, ‘kriminalizasyon ve bölünme!’, ‘toplumsal kutuplaşma rant süreçlerinin etkin bir parçası olarak canlı tutulabilir mi?’, ‘6306 sayılı kanun ve uygulama yönetmeliği ne diyor?’, ’Okmeydanı gerçekten riskli alan mı?’ gibi bütün sorular iç içe geçen bir anlatı ile tartışılmaya çalışıldıkça bütünlük algısının daha açık bir şekilde oluşmasına ve anlaşılır kılınmasına mani olmaktadır.

 

Beyoğlu Belediyesi’nin Okmeydanı ile ilgili aldığı riskli alan kararını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu beklenmedik bir karar mı? 

Okmeydanı’ndaki süreç yeni değil. Uzun yıllardır Okmeydanı’ndaki insanların yapılarının ve yapılarının üzerinde bulunduğu arazilerin, hukuki güvenceye kavuşturulması yönünde talepleri;. taleplerini görmezden gelen her plan/proje ve uygulamaya (bazen planlama bazen feragatname adı altında) karşı da örgütlü muhalefetleri var.

Screenshot 2014-06-07 13.19.08

Harita: Mega İstanbul Çalışması

Yıllardır devam eden bir süreç. Bugünkü hal ise yaklaşık bir buçuk yıl önce Beyoğlu Belediyesi’nin 1/5000’lik ve 1/1000’lik planları yapması, bölgede bulunan sit alanı sayısını 14’e indirmesi, sit alanında kalan yerleşimcileri diğer adalarda hak / hisse sahibi yapacağını, bütün yerleşimcilere tespit ettiği arazi yüzölçümleri oranında arsa satışı yapacağını ilan etmesiyle başladı diyebiliriz.  Mahallere tapularını vereceğini de uzun bir süre kampanyalar yaparak, müjdeli haber kabilinden duyurdu. Mahalleli, tapu vermeye esas olan, arazi satışına esas alınan emlak değerleri ve bu değerlerin iki katı üzerinden satış yapılacağı meselesiyle uğraşmaya devam etti.

Belediye Okmeydanı’nda ‘tapu dağıtıyorum’ iddiası ile bir kampanya düzenledi. Yüksek bir başvuru alındı ancak ‘satın almaya’ çok az sayıda vatandaşı ikna edebildi? Neden?  

Burada öncelikle iki sorun var: Tespit edilen emlak değeri ve satışın emlak değerinin iki katı üzerinden yapılması… Bu satışları 4706 sayılı yasaya göre yapmaktaydı ve 2000 yılına kadarki yapı sahiplerini esas almaktaydı. Aslında Beyoğlu Belediyesi’nin aklında büyük bir dönüşüm projesi vardı ve mahalleliyi karşısına almadan, sürece dahil ederek kendince uygulamaya çalışmaktaydı. Mahallelerde yaşayan insanların uzun süredir her seçim döneminde alevlenen tapu alma beklentisini karşılayacağı vaadini de içererek bir söylem düzeyi oluşturdu. Ancak bu söylem düzeyinin gerçekleşebilme koşullarına dair herhangi bir somut bilgi paylaşılmadı. Nitekim mahalleliler tarafından 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarına açılan iptal davalarının gerekçeleri de esas olarak bütün bu belirsizliklere işaret etmektedir.

Dolayısıyla, 5 mahalleyi kapsayan yerleşimcilerin hukuki güvence beklentilerini yönetmeye dayalı bir belirsizlik süreci inşa edilmiştir. Bu belirsizlik sürecinin içerisinde; vatandaşın yapısının bulunduğu arsa ve teklif edilecek tapudaki yüzölçümü miktarı arasında sorunlar devam etmektedir.

Arazi satışına esas olan fiyatlandırma politikasına, sit alanlarından nakledileceklerin hissedarlık durumlarına, hisse miktarlarına ve yerine dair belirsizlik devam etmektedir. Diğer yandan, mahalleliyi hukuki güvenceye alan bir yaklaşım olarak sunulan tapu verme ve arazi satışı vaadine rağmen hazırlanan 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planları her düzeyde bir yok sayma pratiği niteliğindedir.

Beyoğlu Belediyesi, gerek Okmeydanı Kentsel Dönüşüm Projesi için hazırladığı internet sitesinde, gerek basın beyanatlarında, gerekse çıkarttığı özel gazeteler ile Okmeydanı’ndaki süreci düzenlediği halk toplantıları üzerinden katılımcı bir şekilde yürüttüğünü iddia etmekte. Bunun aslı nedir?  

okmeydanı_baskan

Mahallelilerin yıllardır yerleşimleri için beklentisi olan hukuki güvenceye kavuşturulma talebinin gereğini yerine getirdiği iddiasındaki tek taraflı Belediye Başkanı anlatısına dayalı toplantılar düzeni bir katılımcı pratik değildir. Bu fotoğraflar, sanki mahallelinin rıza gösterdiğinin ve Beyoğlu Belediyesi’nin bütün dönüşüm tasarımının kabul gördüğünün görseli olarak kullanılmaktadır.

Nitekim tapu almak üzere ilk bir heyecan ve ümitle yapılan başvuru sayısı ile bedel ve diğer şartlar somut olarak başvurucunun önüne çıkartıldığında imza atan sayısı arasında büyük bir fark bulunmaktadır.

Malum, Okmeydanı Vakıf arazisiydi ve Belediye kentsel dönüşüm projesini uygulayabilmek için mülkiyeti üzerine aldı. Bunu nasıl değerlendirmeli? Bu diğer mahalleler için bir emsal teşkil eder mi? 

Tabii ki emsal olabilir. Bu durum Okmeydanı ile benzer özellikler gösteren mahalleler bakımından ilçe belediyesi ve Büyükşehir belediyesinin istediği zaman üstünde yaşayan yerleşimcilere yerleşim alanının üzerinde kurulu bulunduğu araziyi devir edebileceğini kanıtlamıştır. Başka türlü anlatacak olursak, gerçekten istediğinde ilgili belediyeler mahallelerin üzerine kurulu olduğu arazileri devir alabilir ve devamında mahalleliye devredebilir. Bununla ilgili mevzuat hükümleri yürürlüktedir. Bu durum aynı zamanda mahallede hiçbir yerleşimciyi dışarıda bırakmadan, ortak bir hak sahipliği ve ortaklaşa bir mülkiyet hukuku oluşturabilmenin de önünü açmıştır.

Dolayısıyla idareler, Okmeydanı’nda kendi tasarımları doğrultusunda yasal mevzuata uygun hale getirerek yaptıkları düzenlemeleri diğer mahallelerin talepleri halinde yerine getirmediklerinde bu çifte standardı ayrıca izah etmekle yükümlüdür. Tabii, bütün bunları yukarıda ifade etmeye çalıştığımız ve tartıştığımız Okmeydanı’ndaki devir ve satış sürecinin belirsizliklerinden ve hedeflerinden bağımsız olarak söylüyorum.

Belediye, ‘tapuları verebilmem için bir plan olması gerekir’ demişti. Planlara karşı da dava açıldı. Okmeydanı’nın plan iptal davası devam ediyor? Neden dava açılmıştı? Bu planlarda sorunlu görülen noktalar neler? 

Bilirkişi dava konusu planın planlama ilke ve tekniklerin uygun olmadığı’’ sonucuna varmıştır.

Dava açılmasının gerekçelerini iki plan için de ayrı ayrı ele alalım o halde…

okmeydani_50001/5000 ölçekli nazım imar planında dava gerekçelerini de oluşturan şu sorunlar tespit edilmiştir:

  1. 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nın içerdiği plan politikaları, stratejileri ve uygulama araçlarıyla uyumlu değildir,
  2. Üst ölçekli plan kararlarıyla uyumlu olmadığı gibi, bu ölçekte yapılan bir planda alması gereken birçok kararı alt ölçekli plana tahvil etmek suretiyle belirsizlik içermektedir. (Örneğin, müteahhitler eliyle öngörülen dönüşüm sürecinde plan araştırma raporuna göre yaklaşık 87.000 kişinin yaşadığı alanda planla 87.000 kişilik yer ön görülürken müteahhit payının ne kadar olduğu belli değildir.)
  3. Planın öngördüğü yerleşim dokusu, mevcut yerleşim ve yapılaşmayı hiçbir bicimde dikkate almamıştır.
  4. Mahallelerde yaşayanların planlama süreçlerine katılımı önemsenmemiş buna dönük herhangi bir mekanizma geliştirilmemiştir.
  5. Yerleşim alanlarının sahip olduğu iktisadi ve sosyal hayat göz ardı edilerek mahallelerde yoğun olarak bulunan esnafın akıbeti belirsiz kılınmıştır.
  6. Üst ölçek planlarda önerilen konut alanları vizyonu göz ardı edilerek ‘sosyal doku ve mahallenin geleneksel yaşam kültürü’ ile uyumluluk arz etmeyen kararlar geliştirilmiştir.
  7. Sit alanı olarak ilan edilen 14 bölgede şu anda yaşamakta olan insanların hissedar kılınacağı ve nakledileceği yerler belli değildir.
  8. Hak sahipliği ve geri ödeme planı gibi hususları içeren hiçbir uygulama süreci tanımlanmamıştır.
  9. Ticaret alanındaki diğer kullanımların bölgeyi nasıl etkileneceği açık ve belirgin değildir. Bir diğer deyişle, plana göre ticaret alanlarında özel eğitim, özel sağlık ve benzeri donatı alanları kurulabileceği hükmü planı arazi kullanım açısında belirsizleştirmektedir.
  10. Planda dini tesis alanı sadece cami olarak tanımlanmıştır. Yoğun Alevi nüfusun yaşadığı yerde bu hükmün sadece ibadethane / dini tesis alanı olarak belirtilmesi yeterlidir. Kullanımın ise yerleşik kullanıcılara bırakılması gerekir. Aksi durum uluslararası sözleşmeler, TC Anayasası ve yasalarla güvence altına alınan din ve ibadet özgürlüğüne aykırıdır.
  11. Mahalledeki mevcut kiracıların konut sorununun çözümünü içeren hükümler planda yer almamaktadır.

1000 ölçekli uygulama imar planında dava konusu olan noktaları şu şekilde sıralayabiliriz:

  1. 1/100.000 ölçekli ÇDP’nin içerdiği düzenlemelere aykırılıklar içermektedir.
  2. Plan yapım tekniklerine uygunhazırlanmamıştır.
  3. Plan araştırma raporu, plan raporu ve plan notlarında uygulama sürecini açıklayan ve yeterlilik arz eden hükümler bulunmamaktadır (Toplam inşaat alanı ve nüfus verileri gibi).
  4. Plan yapım sürecinde ilgili kurum görüşlerinin alınıp alınmadığı, alındıysa görüşlerinin ne olduğu belli değildir.
  5. Önemli bir Alevi nüfusun yerleşik bulunduğu alanda dini tesis alanı olarak gösterilen yerlerin sadece cami olarak tanımlanması, yukarıda da belirtildiği üzere uygun değildir.
  6. Konut alanlarının fiziki dönüşüm sürecine sosyal boyut kazandırılmasıyla ilgili herhangi bir hüküm ihtiva etmemektedir.
  7. Koruma alanı olarak planlanan alanın nüfus yoğunluğunu arttırıcı hükümler içermektedir.
  8. Mevcut ticaret alanlarının, dolaysıyla esnafın akıbeti konusunda hüküm içermemektedir.
  9. Hak sahipliği, hissedarlık gibi hususlardaki şartlar plan notlarında açıklıkla belirtilmemiştir.
  10. Plan açıklama raporunda yer alan plan uygulama hükümleriyle, askıya çıkan plan uygulama hükümleri birbiriyle uyumlu değildir.
  11. Mahalledeki mevcut kiracıların konut sorununun çözümünü içeren hükümlerin yer almamaktadır…

Nitekim İstanbul 6. İdare Mahkemesi’nde görülen plan iptal davası  dosyasında, Mahkemece görevlendirilen Bilirkişi Heyeti tarafından hazırlanan raporda;

  • Öngörülen yapılaşma düzenin bölgede kiracı olarak yaşayan büyük bir grup insanın konut sorununun nasıl çözüleceğini içermemesi,
  • Bölgede mevcut yaşayan ve 78000, 80000 kişi olduğu ileri sürülen halkın yaşam çevresindeki ticari alanların plan kararlarıyla ortadan kaldırıldığı ; her ne kadar yeni imar blokları içinde ticari işlevlere yer verileceği belirtilse de bu yeni yapılaşma sürecinde mevcut ticari yaşamın nerede sürdürüleceğine ilişkin bir plan hükmü bulunmadığı,
  • 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı’nın mevcut doku ve yapılaşma ile kentsel yaşam ve geleneksel komşuluk ilişkilerini ele almadan adeta boş bir alanda yeni bir kent yapar gibi hazırlandığı,
  • Planlı alan içindeki mevcut yaşam dokusunu bozmadan ve yaşayan taşınmazlarda hissesi bulunanlara ve kiracılara, ayrıca yörede çalışan hizmet grubuna ve ticari bölgelere de yaşam süreçlerini aksatmadan yeni bir plan düzeni getirmediği…

gerekçeleriyle ‘‘dava konusu planın planlama ilke ve tekniklerin uygun olmadığı’’ sonucuna varmıştır.

Belediye’nin planı ve tanıtımlarını yaptığı kentsel dönüşüm projesinin mevcut yaşayanları yok saydığı, istihdam olanaklarını ortadan kaldırdığı söyleniyor? Ne diyorsununuz? Burada ki amaç ne olabilir?

Okmeydanı’na dönük ‘janjanlı kentsel tasarım’ zaten burada Okmeydanlıların büyük çoğunluğunun yaşamasının arzu edilmediğini ortaya koymaktadır.

 

okmeydanı_proje

Yerel seçimlerin öncesinde Beyoğlu Belediyesi tarafından hazırlanarak paylaşılan Okmeydanı’na dönük ‘janjanlı kentsel tasarım’ zaten burada Okmeydanlıların büyük çoğunluğunun yaşamasının arzu edilmediğini ortaya koymaktadır. Bunu destekleyen diğer bir çelişkili durum ise ortada avan proje varken, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı, raporu ve notlarında hak sahipliği, konut, kiracılar ve mevcut ticari alanlar bakımından neden daha acık tanımlamaların yapılmadığıdır. Buradan da anlıyoruz ki, görsele dayalı toplantı pratikleri, ileri derecede bir hayal pazarlama tekniğidir. Oysa bu hayalin realize olması, hukuki olarak da planlama pratiği bakımından da hangi araçlar ve usullerle belirgin kılınacağı açıktır. Tuhaf olan, bütün bunlara rağmen halka yerleşim alanının geleceğine dair tekliflerin hala somut, anlaşılır, belirgin biçimde ortaya koyulmamasında, bundan imtina edilmesindedir.

Nedeni belli aslında. Belirsizliği yönetmeyi esas alan, mahallelinin haklı beklentilerini karşılama vaadiyle işleyen ve arkasına kamu otoritesinin idari ve hukuksal gücünü alarak ilerleyen bir olağanüstü hal pratiği yaşanmaktadır. Nitekim 6306 sayılı yasa kapsamında Beyoğlu Belediye Meclisi’nce alınan ‘Riskli Alan Başvuru Kararı’ da bunun devamı niteliğindedir. Şöyle ki, yukarıda ifade etmeye çalıştığımız belirsizliklere açıklık getirmek yerine, bu süreçleri yönetmeye dayalı yeni bir halka eklenmektedir. Bunun gerekçesi ise ‘zaten burada bir yeniden yapılanma ve inşaat süreci işleyeceğinden, vatandaşların 6306 sayılı yasanın kolaylıklarından yararlanması için bu başvuru yapılmaktadır’ diye izah edilmektedir. Bu, eğer siz mahallede yaşayan vatandaşlarla arazi, mülkiyet, hak sahipliği, plan süreçlerinde mutabık kalmışsanız yerinde bir izah olabilirdi. Ancak bütün bu süreçler bu kadar belirsiz ve mahallenin taleplerine kulak tıkar bicimde işlerken olsa olsa ‘yerseniz yemek, yemezseniz mercimek’ usulü bir sopa göstermeye dönüşmektedir.

Burada yine ifade etmek gerekir ki rant amaçlı bir kentsel dönüşüm pratiğinin gerekçesi ve uygulama kolaylığı sağlamak üzere 6306 sayılı yasadan yararlanmak bu yasanın çıkarılma amacı ve gerekçesi ile temelden çatışmaktadır.

Riskli Alan kararına karşı açılacak bir davada nasıl bir sonuç beklemek lazım?  

Danıştay 14. Daire’nin dikkat çektiği husus 6306 sayılı kanun ve uygulama yönetmeliğinin belirlediği koşullar dairesinde riskli alan ilan kararına esas olan bilimsel ve teknik çalışma ve ölçümlerin yapılması suretiyle kararın alınmamış olmasıdır.

Riskli Alan kararına karşı, 6306 sayılı kanun ve uygulama yönetmeliğinin ilgili hükümleri dikkate alınarak dava açılabilir. Bu dava Belediye Meclisi kararına karşı açılabileceği gibi Beyoğlu Belediyesi’nin Çevre ve Şehircilik Bakanlığına teklifi sonrasında Bakanlar Kurulu kararı haline gelirse, bu karara karşı da açılabilir. Dolayısıyla Okmeydanlıların önünde iki imkan bulunmakta; yanı sıra Çevre ve Şehircilik  İl Müdürlüğü’ne Resmi Gazete’de yayınlandıktan sonra 15 gün içinde itiraz hakları bulunmakta. Ancak bu itiraz Danıştay’da açılacak olan Bakanlar Kurulu Kararının iptali davasının bir aylık süresini kesmez, onun içindeki bir süredir.

Sultangazi - Cumhuriyet Mahallesi

Sultangazi – Cumhuriyet Mahallesi

Şimdiye kadar bilebildiğimiz ve dayanıştığımız İstanbul mahallelerinden, Güngören Tozkoparan, Gaziosmanpaşa Sarıgöl, Gaziosmanpaşa Karayolları, Sarıyer FSM, Sarıyer Derbent, Sultangazi Cumhuriyet mahalleleri tarafından iptal davaları açılmıştır. Tozkoparan ve Derbent Mahalleleri davalarında Danıştay 14. Daire Riskli Alan Kararını iptal etmiştir. Aynı zamanda diğer bir iptal kararı da Ankara Namık Kemal Mahallesi Saraçoğlu Apartmanları’nın bulunduğu yerleşim alanına ilişkin açılan davada verilen iptal kararıdır. (Bu mahalle iptal kararından bir süre sonra tekrar riskli alan ilan edilmiştir.) Bu kararlarda Danıştay 14. Daire’nin dikkat çektiği husus 6306 sayılı kanun ve uygulama yönetmeliğinin belirlediği koşullar dairesinde riskli alan ilan kararına esas olan bilimsel ve teknik çalışma ve ölçümlerin yapılması suretiyle kararın alınmamış olmasıdır. Dolayısıyla Riskli Alan kararı çıkaran idareler 6306 sayılı kanun ve uygulama yönetmeliğinde belirlenen şartlara uygun bir analiz ve tespit çalışması yaparak, bu çalışmaların dayanak gösterildiği Riskli Alan kararları geliştirmeye davet edilmiş durumdadır.

Bundan sonra Okmeydanı’nda nasıl bir süreç izlenmeli? Sizce Okmeydanı’ndaki gelişmeler kamuoyunda hakkıyla ele alınıyor mu? 

Mahallelerde yaşayan insanların kendi geleceklerine ait bu süreçleri açıklıkla anlamasına ve kendi politikalarını, kapsayıcı ve demokratik örgütlülükleriyle oluşturmasına hep birlikte kafa yormanın çarelerini aramaktan gayri yol gözükmemektedir. Mümkün müdür? Mümkündür.

Okmeydanı Riskli Alan kararı ile kamuoyunda gösterilen duyarlılık ve tartışmaları izleyince her şeyin birbirine karıştığı görülüyor. Bu durum yılda 1235 işçinin iş cinayetlerinde hayatını kaybettiği bir ülkede Soma’da 301 maden işçisinin katledilmesiyle iş cinayeti gerçeğini fark etmek gibi birşey. Mahalle ölçeğinde kentsel dönüşüm, hukuki güvence ve 6306 sayılı yasa ve uygulama yönetmeliğini Okmeydanı üzerinden fark etmeye benziyor. Böyle bir yaklaşım, sorunu, kendi tarihçesi, Beyoğlu Belediyesi’nin yıllara dayalı uygulama ve deneme süreçleri ve mahallelilerin beklentileri ve pozisyonu gibi unsurları bir bütünlük içinde ele almadan tartışmaya götürmektedir.

Buna ilaveten Okmeydanı’nın kamuoyuna yansıyan kendi gerçeğindeki çeşitli özellikleri de eklenince, ‘nasıl bir kentsel dönüşüm?’, ‘tapu hukuki güvence midir?’, ‘plan nasıl yapılır?’, ‘kriminalizasyon ve bölünme!’, ‘toplumsal kutuplaşma rant süreçlerinin etkin bir parçası olarak canlı tutulabilir mi?’, ‘6306 sayılı kanun ve uygulama yönetmeliği ne diyor?’, ’Okmeydanı gerçekten riskli alan mı?’ gibi bütün sorular iç içe geçen bir anlatı ile tartışılmaya çalışıldıkça bütünlük algısının daha açık bir şekilde oluşmasına ve anlaşılır kılınmasına mani olmaktadır.

okmeydani-riskli-alan-ilan-edildi8aa5db0024ca4320ec76Unutmayalım ki mevcut Beyoğlu Belediye Başkanı bu belirsizlik sürecini yönetme politikalarına rağmen ikinci defa seçilmiştir. Mahallelerde yaşayan insanların kendi geleceklerine ait bu süreçleri açıklıkla anlamasına ve kendi politikalarını, kapsayıcı ve demokratik örgütlülükleriyle oluşturmasına hep birlikte kafa yormanın çarelerini aramaktan gayri yol gözükmemektedir. Mümkün müdür? Mümkündür. Öncelikle mahalleyi oluşturan siyasi, etnik, mezhebi, cinsi çokluğu gözeten ve onu özne kılabilecek diyalog pratiklerini inandırıcı biçimde önem veren ve inanan bir yaklaşım geliştirmek gerekir. Aksi durum ve her bölünme pratiği ister siyasi, ister etnik, ister mezhebi nedene bağlı olsun, Beyoğlu Belediyesi’nin o janjanlı tasarımının realize olma imkanlarını arttırmaya yarayacaktır. Eh bunun anlamı ve sonuçları da açıktır.

Bahsettiğim kapsayıcılığın yanında, diğer bir husus ise Riskli Alan Kararı şayet kesinleşirse nelerin olabileceği ve buna karşı yapılması gerekenlerdir. Bunu da, süreç konusunda mahalleliler karar verdiğinde detaylı bir şekilde konuşmak gerekir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s